ADIYAMAN TARİHİ

ADIYAMAN İLİNİN COĞRAFİ DURUMU

 

Adıyaman ili, Güney Doğu Anadolu Böl­gesinin kuzey - batı kesiminde olup, 37° 25'-38" 10' kuzey enlemi ile 37° 25'- 39" 15'- boy­lamı arasında yer almıştır. İli kuzeyde Torosların yaşlı ve çıplak sırtlan, güneyde Fırat Nehrinin kavsi çevirir. İl doğudan Diyarba­kır ve Urfa, güneyden Gaziantep ve Urfa. ba­tıdan Maraş. Kuzeyden ise, Malatya illeri ile çevrili bulunmaktadır. Yüzölçümü 7564 kilo­metrekaredir.

İlin, Besni - Adıyaman ve Kâhta İlçeleri istikametinde çekilecek bir hattın kuzeyinde kalan kısmı dağlık ve arızalı, güneyinde kalan ve Fırat Nehrine kadar uzanan kısmı ise, ovalıktır.

                                                                                                                                                                                                                                                           

ADIYAMAN’ ın TARİHÇESİ

 

ESKİ ÇAĞDA ADIYAMAN  

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan havzadaki Adıyaman, Gazi Antep, Şanlı Urfa, Siirt, Şirnak, Batman ve Mardin illerini içine alan topraklardaki sulama ve enerji üretimine yönelik bir proje gerçekleştirilmiştir. Bu proje kısa adı GAP olan Güneydoğu Anadolu Projesi’dir. Bu proje çerçevesinde, su altında kalmış antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapılmıştır. 

Coğrafi konum itibariyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi, güneyde Mezopotamya, doğuda İran, kuzeyde doğu Anadolu ve Kafkasya, batıda Orta Anadolu bozkırları arasında yer alan bir orta bölgedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi yaylaları, sözü edilen bölgeler arasında binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin bir kavşak yeri olduğu için insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere sahne olmuştur (ERZEN,Afif: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih Anatolia and Urartions-Ankara 1984 s.7). 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih öncesi çağlarda yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılayacak elverişli bütün özelliklere sahipti. Su kaynakları, doğal kaya sığınakları, çayır ve ormanlık alanları ile zengin av hayvanları insanları en eski çağlardan beri bu bölgeye çekmiş olmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bu elverişli özellikler, avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sürdüren insanlara çok olumlu yaşama ortamı sunmuştur. Bu ortam bölgede bir çok medeniyetin filizlenmesi sonucunu doğurmuştur.

ADIYAMAN BÖLGESİNDEKİ ESKİÇAĞ YERLEŞMELERİ

Paleolitik Yerleşmeler  

Paleolitik kültürü meydana getiren insanlar mağaralarda yaşıyorlardı. Bu insanlar için avcılık kültürel gelişimin ilk devrelerinde en önemli aşamalardan biriydi. Bölgede bulunan bol miktardaki av hayvanı insanların düşüncesine ve sosyal yaşantısına yön veren etkenlerden biri olmuştur. Adıyaman-Malatya karayolu üzerinde bulunan PALANLI KAYAALTI SIĞINAĞI işte böyle bir paleolitik dönem yerleşmesidir.

Adıyaman Samsat Şehramuz Tepesi ve Çevresi Yerleşmeleri’nde yine paleolitik dönem kalıntıları bulunmaktadır. Bölgede ayrıca Kung Kıracı Tepesi, Ziyaret Tepesi ve Kemşak Tepesi gibi yerleşim yerleri de vardır.

Adıyaman yöresinde Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Dönemini yansıtan yerleşme yerlerinin başında, bugün Atatürk Barajı gölü sahası içinde kalan Samsat (Samosata Höyüğü) gelmektedir. Ayrıca Kommegene Krallığı’nın başkentliğini yapmıştır. Keza Tille Höyük yörenin diğer önemli bir höyüğüdür.

Adıyaman bölgesi Helenistik ve Roma Dönemi eserleriyle ün yapmış bir bölgemizdir. Bu kalıntıların en önemlisi Eski Kahta Köyünün yanındaki 2150 m yüksekliğinde Nemrut Dağı’nın üzerindedir. Toros Dağları ile Fırat Nehri arasındaki yöre, Helenistik ve Roma çağlarında Kommagene olarak adlandırılır.

Kommagene M.Ö. I. yüz yıl başında Selevkoslar soyuna son veren iç savaşlar sırasında I. Mithradates Kallinikos tarafından bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur. Antikçağ’ daki adı Nymphaios olan bugünkü Kahta Çayı üzerindeki Eski Kahta Köyünün yanında yer alan Arsameia kentinde, antik kentin kuruluşunu anlatan yazıtlara rastlanmıştır. Bu kentin 3 km güneybatısında Kahta Çayı’nın bir kolu olan Cendere Çayı’ndaki güzel köprü, sütunlar üzerindeki Latince bir yazıta göre Roma döneminde dört Kommagene kenti tarafından yaptırılmıştır.

Antitorosların bir uzantısı olan Nemrut Dağı’nın 2150 m yükseklikteki zirvesinde bugün herkes tarafından bilinen ve Geç Helenistik Devirden kalma tapınaksal mezar anıtı, yeryüzünün en değerli kültür varlıklarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu anıt ve çevresi 1987 yılında UNESCO nezrindeki “İnsanlığın Kültür Mirası” listesine alınmış 1988 yılında da Türk Hükümeti tarafından Milli Park ilan edilmiştir.

Roma dönemi eserleri arasında kaya mezarları da bulunmaktadır. Adıyaman Kahta İlçesi Eskitoz (Ancos) Köyünün doğusundaki Fırat vadisinde yamaç boyunca kalker kayalara oyulmuş pek çok mezar bulunmuştur. Ancak bunlar Atatürk Barajı suları altında kalmıştır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde özellikle Adıyaman ve Gaziantep yöresinde kurulmuş olan ilk devlet Kommagene (M.Ö.69-M.S.72) Krallığıdır. Bölgede Selevkos hakimiyetini İran’daki Parth’ların (M.Ö.240-85) hakimiyeti takip eder. Parthlar sınırlarını Fırat boylarına kadar genişleterek Diyarbakır’ı ellerine geçirdiler. Ancak M.S.226 yıllarına kadar ellerinde tutabildiler (OKTAY Akşit,“Roma İmparatorluk Tarihi” İstanbul 1985).

Adıyaman ve çevresi M.S.395 yılından itibaren Doğu Roma İmparatorluğu’ nun (Bizans Devleti’nin) egemenliği altındayken İslam akımlarına maruz kalmıştır.

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde (634-644) Adıyaman ve çevresi Müslüman Arapların eline geçmiştir. Aba Ubeyde, Halid Bin Velid, Sait Bin Ebi Vakkas ve İyaz Bin Ganm gibi tanınmış islam komutanlarının katıldığı savaşlar sonucunda 638 yılında bu bölge İslam topraklarına katılmıştır.

Adıyaman ve çevresi bir süre Müslümanlarla Bizanslar arasında sınır bölgesi ve çekişme konusu olur. 670 yılında Emevi komutanlarından Mansur Bin Cavena Adıyaman’ı ele geçirir. Bu komutanın Adıyaman şehrinin ilk yerleşim alanı içinde kalan bugünkü Adıyaman Kalesini yaptırdığı rivayet olunur.

M.S. 758 yılında Abbasi halifesi Ebu Cafer Mansur tarafından Emevi egemenliğine son verilir. Böylece Adıyaman ve çevresine Abbasiler hakim olurlar.

M.S. 1066 yılında Selçuklu komutanlarından Gümüştekin, Adıyaman şehrini (Hısn-ı Mansur-u) ve çevresini ele geçirir; ancak iç karşılıktan dolayı geri çekilir. 1071 Malazgirt Muharebesi’ni izleyen 1082 yılında Hıns-ı Mansur (Adıyaman şehri), tekrar ele geçirilir ve Abbasi hâkimiyeti sona erer. Selçukluların egemenliği altında kalan Adıyaman ve çevresi Haçlı Savaşları’nın etkisi altında kalarak geçici olarak el değiştirir. Adıyaman ve çevresi1114–1204 tarihleri arasında Eyyubilerin kontrolü altına da girmiştir. Anadolu Selçukluların 1298 yılında Moğolların istilasına uğrar; iç karışıklık yaşanır. Bu durum 1339 tarihine kadar devam eder. 1339 tarihinde Adıyaman ve çevresi, Dulkadıroğulları Beyliği’nin kurulmasından bir süre sonra Dulkadıroğulları’ nın egemenliğine girer. 1398’ de Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt yöreyi ele geçirirse de Doğu Anadolu’ya egemen olan Timur tehlikesi nedeniyle geri çekilir. Sonuçta Adıyaman ve çevresi tekrar Dulkadıroğulları’nın eline geçer.

YENİÇAĞDA ADIYAMAN

1515 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümdarı Yavuz Sultan Selim, İran seferi dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği’nin egemenliğine son vererek, Adıyaman ve çevresini topraklarına katar. Böylece Adıyaman’da Osmanlı İmparatorluğu dönemi başlamış olur.

Adıyaman ve çevresi Osmanlı yönetimine girdikten sonra, sınır boyu olmaktan çıkar. Bunun sonucu olarak savaş, baskın ve istila korkusundan kurtulur, huzura ve sükûna kavuşur. Osmanlı yönetiminin Türk aşiretlerini belli yörelerde oturmaya mecbur eden iskân (yerleşme) politikasından dolayı, Anadolu’nun diğer yerlerinde olduğu gibi bu yörede de zaman zaman isyanlar meydana gelir; ancak bu isyanlar bastırılır.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ADIYAMAN   

Milli Mücadele Döneminde:

Milli Mücadele döneminde Adıyaman düşman işgaline uğramayan yöreler arasında yer alır.

Adıyaman Şehrinin Kuruluşu ve Adının Kaynağı:

Adıyaman şehrinin yeri, ne zaman ve nasıl kurulduğuna dair kesin bir kayda rastlanmamıştır. Adıyaman şehrinin ilk çekirdeğini oluşturan yerleşim alanını şehrin 5 km. kuzeydoğusunda bugünkü Örenli Mahallesi olarak ifade edilen PERRE (Pirin) adı ile ortaya çıktığı ve bunun Neolotik döneme kadar uzandığı kesinlik kazanmıştır. Perre (Pirin) şehri Kommagene Krallığı döneminde önemi kazanmış ve dönemin önemli şehirlerinden biri olarak tarihte yerini almıştır.

Eskiçağın sonu, ortaçağın başlangıcında Perre (Pirin) şehri terk edilerek, 5 km güney de Girik köyü veya şimdiki kalenin bulunduğu yerde şehir yeniden kurulmuştur. Bizans Devleti zamanında şimdiki yerin inşa edildiği izlemini vermektedir. Çünkü, 634 yılından sonra Arap Müslümanlarca bu bölge istila edildiğine göre, şehrin kuruluşunun 634 yılından önce gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

Adıyaman adının nereden geldiği hakkında çeşitli rivayetler vardır.

Birinci rivayet: Perre şehrinde cereyan ettiği belirtilen bir olaya bağlanmaktadır. FARRİN yada PERRE olarak bilinen şehirde PUT’ a tapan bir babanın yedi oğlu, babalarında evde olmadığı bir gün bütün putları imha ederek ALLAH’ın (Hz. İsa’nın söylediği gibi) bir olduğunu kabul ve ilan ederler. Putperest baba durumu öğrenince yedi oğlunu da öldürür. Babaları tarafından öldürülen yedi kardeşin hatırasına Farrin (Perra-Pirin)’ de bir manastır yaptırılır. Bu olaydan ötürü de şehre Yedi Yaman adı verilir. Yedi Yaman zamanla Adıyaman şekline dönüşür.

İkinci rivayet: Adıyaman şehrinin ortasında yaptırılan Mansur’un kalesi olarak bilinen kale’ ye halk, Hıns-ı Mansur ismini vermiştir. Zamanla halk arasında telâffuz şeklinin de değişmesiyle “HÜSNÜ MANSUR” olarak bu şehrin ismi değiştirilmiş olmaktadır (SUCU, M.1985.s.12).

Üçüncü rivayet: Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi, şehrin çevresinin de meyve ağaçlarıyla kaplanmış olmasından dolayı güzel vadi anlamında olan “VADİ-İ LEMAN” (Güzel vadi) kelimesinin söylenişi zamanla değişmiş ve halk arasında “ADIYAMAN” şekline dönüşmüştür. Ancak, Hıns-ı Mansur yani Hüsnü Mansur ismi 1926’ ya kadar resmi ad olarak kalmıştır. 1926 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararları ile şehrin ismi tekrar ADIYAMAN olarak değiştirilmiştir.

 

 

 

ADIYAMAN’ IN İDARİ TARİHÇESİ   

Dulkadiroğullarından Osmanlı İmparatorluğu’na geçen Adıyaman şehri, önce Kahraman Maraş (Zülkadriye) Eyaleti sınırları içinde yer alır. İlk yıllarda (1519-1530) Samsat sancağına bağlanır. 1531’ den sonra da Elbistan sancağına bağlanır. 1841 yılında Adıyaman şehrinin ilçe merkezi olduğunu görüyoruz. Şehrin, vali adına görev yapan bir memur yani kaymakam tarafından yönetilmeye başladığını görüyoruz. Ancak tarihi belgelerde “Kaymakam”sözcüğüne rastlanmamıştır. 1849 yılında sancak haline getirilerek Diyarbakır’a bağlanmıştır. Bu tarihten itibaren Besni, Kahta ve Siverek ilçelerinin de Adıyaman sancağına bağlandığını görüyoruz. 1859 yılında bu defa Malatya sancak olunca, Adıyaman tekrar ilçe haline dönüştürülür. Bu durum, Adıyaman’ın resmen il merkezi olduğu 01.12.1954 tarihine kadar devam eder.

Söz konusu yasayla Adıyaman il olmuştur. 22.06.1954 tarih ve 6414 sayılı yasa ile Kahta, Besni, Gerger ve Çelikhan ilçeleri ile birlikte 16 bucak da Adıyaman'a bağlanmıştır. Daha sonra 7035 sayılı kanunla 01.04.1958 tarihinde Gölbaşı, 01.04.1960 tarihinde Samsat, 09.05,1990 tarihinde 09.05.1990 tarihinde 1664 sayılı yasayla Tut ve 1991 yılında ise Sincik ilçe merkezine dönüştürülmüştür. Bugün Adıyaman’a bağlı 8 ilçe merkezi bulunmaktadır.

 

ADIYAMAN’ IN ADI NEREDEN GELİYOR  

Bugünkü Adıyaman İlinin bulunduğu topraklarda bilinen en eski şe­hir, «Perre» şehridir. Çevre, 7'nci yüzyılda Arap'ların eline geçince, şehri yeni baştan kurarcasına bayındırlaştıran, ünlü hisarları                                                                                                                                                                                                   yaptıran (veya onaran), Bizanslılara karşı koruyan Emevî komutanlarından Mansur ibni Cavene'dir. Böylece, onun adıyla bağlantı kurarak şehre «Hısn-ı Mansûr» (Mansur hisarı) adı verilmiştir. 19'uncu yüzyıldan sonra halk ara­sında şehre Adıyaman denilmeye bağlanmışsa da resmî işlemlerde «Hısn-ı Mansûr» tabiri terk edememiştir. Şehrin adının resmen «Adıyaman» a çevrilmesi Cumhuriyet'ten sonra olmuştur.

Toplumların medeni milletler düzeyine ulaşması, onlar arasında insanca yaşama hak­kını elde edebilmesi ve kendisinden sonra ge­lecek olan kuşaklara bunu verebilmesi eğitim­le gerçekleşebilir. Eğitimde geri kalmış veya istenilen seviyeye ulaşamamış toplumlar kal­kınmada dev hamleler yapan toplumların dai­ma gölgesi olarak kalırlar. Çağlar boyu top­lumlar yaşamlarını sürdürebilmek için müca­dele etmiş, kültürel yönden gelişmemiş olan toplumlar diğerlerinin gücü karşısında erimiş gitmişlerdir.

Çağımızda eğitimin geniş anlamı ile hem gelişmiş hem de gelişmemiş olan toplumların geleceği ve kaderi sorunu olduğu bilinmekte­dir. Bu nedenledir ki geri kalmışlığın acısını her zaman duyan ve büyük bir kalkınma ham­lesi içinde bulunan ülkemiz, eğitim yönünden gelişmeye ve kültürel yönden kalkınmaya ge­rekli önemi fazlası vermektedir.

Türkiye'de her yönden geri kalmış illeri­mizin başında Adıyaman gelmektedir. Kalkın­manın temel kaynağı olan okuma-yazma dahi yüzde otuzun üzerine çıkamamıştır, işte bu ek­siklik nedeniyle tüm çabalara rağmen bir tür­lü geniş eğitim atılımları yapamamıştır.

Oysa Anadolu’muzun küçük bir parçası olan Adıyaman Sümerler, Etiler, Selçuklular ve Emeviler gibi büyük devletlerin çeşitli kültür kaynaklarına sahip olmuş ve onlara uzun devirler merkezlik etmiştir.

Böylesine zengin kültür kaynaklarına sahip olan ilimiz Osmanlı imparatorluğu devirlerinde ihmal edilmiş, ancak; gerçek manada eğitim ve öğretim hareketlerine Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra kavuşmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

ADIYAMAN’ IN ŞİMDİKİ GÖRÜNÜMÜ

 

Adıyaman ili merkezi  Orta Fırat bölümü içinde yer alır. Kuzeyde bulunan Çelikhan ile Gerger ilçesinin bir kısmı Doğu Anadolu Bölgesine, Batıda bulunan Gölbaşı ile Besni ilçesinin bir kısmı ise Akdeniz Bölgesine dâhil edilmiştir.

Adıyaman ilinin Kuzeyinde Malatya ili (Pütürge, Yeşilyurt ve Doğanşehir ilçesi), Batıda Kahramanmaraş ili (Merkez ile Pazarcık ilçesi), Güneybatıda Gaziantep (Araban ilçesi), Güneydoğuda Şanlıurfa ili (Siverek, Hilvan, Bozova ve Halfeti ilçeleri), Doğuda ise Diyarbakır ili (Çermik ile Çüngüş ilçesi) bulunmaktadır. Merkez ilçe dahil 9 ilçesi ile 406 köyü vardır. İlçeleri Merkez, Besni, Çelikhan, Gerger, Gölbaşı, Kahta, Samsat, Sincik ve Tut ilçeleridir. Adıyaman ili 370 25’ ile 380 11’ kuzey enlemi, 370 ve 390 doğu boylamı arasında yer alır. Adıyaman ilinin yüzölçümü 7033 km2 , göller ile 7.871 km2 olup, il merkezinin rakımı 669 m dır.

CUMHURİYETTEN ÖNCE

Adıyaman Sümerlerin, Etilerin, Comma-gene, Doğu Roma İmparatorluğu ve Büyük Sucuklular Devletlerinin parlak kültür hazi­nelerini halen sinesinde yaşatmaktadır. Çeşit­li kültür kalıntıları, kitabeler, hemen hemen ilin her köşesinde görülebilir. Ancak, İl, Os­manlı İmparatorluğunun son zamanlarında ih­mal edilmiş ve kültürel yönden adeta bir ge­rileme devri yaşamıştır. Bu çağların eğitim ve öğretim kuruluşları sırası ile; SÜBYAN, ÜNAS, MEŞRİK'İ İRFAN, MEKTEBİ İPTÎ-DAİ, NUMUNE MEKTEBİ İPTİDAİSİ ve RÜŞTÜYE mektebidir. Cumhuriyetin ilânın­dan önce il merkezinde iki medrese ve iki tek­ke vardı.

ADIYAMA’NIN ÖNCEKİ DURUMU    

 

 

 

 

 

 

 

ADIYAMAN ESKİ EVLERDEN ÖRNEKLER

 



 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

CUMHURİYETTEN SONRA   

Cumhuriyetimizin ilanından sonra medreseler ve tekkelerin kapatılması ile Yeni Pınar mahallesinde üç sınıflı Yeni Yol adında bir İlkokul ile halk dilinde Küçük okul tabir olunan iki sınıflı bir ilkokul daha yaptırılmıştır. Cumhuriyet ilkokulunun yapılmasıyla bu iki okul, oraya taşınmıştır. 1955 yılma kadar tek okulla yetinen Adıyaman'da 1956—1957 öğ­retim yılında kiralanan bir binada ilin ikinci İlkokulu açılmış ve sonradan inşa edilen Bir aralık ilkokulu binasına taşınmıştır. Bu okul, adını Adıyaman'ın il olma tarihinden almıştır. 1956–1957 Öğretim yılında Atatürk, 1959 yı­lında Yatılı Bölge. 1965 yılında Devrim. 1967 yılında Fatih, 1971 yılında Yavuz Selim, 1971—1972 öğretim yılında da Namık Kemal ilkokulları hizmete girmiştir.

1955 yılında Ortaokula, bağımlı bir Lise açılmış ve bunların her ikisi 1965 yılında kendi­
binalarına taşınarak bağımsız olarak faaliyetlerine devam etmişlerdir.

Erkek Sanat Enstitüsü 1965 yılında, eski ortaokul binasında açılmış, bilahare 1970 yılında yeni modern binasına taşınmıştır. 1970 yılına kadar çeşitli binalarda öğretime devam eden Kız Enstitüsü de. Sanat Enstitüsünden boşalan eski ortaokul binasına geçerek faali­yetine devam etmiştir.

            Cumhuriyettin ilanından sonra da Adıyaman, Malatya iline bağlı büyük ve şirin bir ilçe olarak yaşamını sürdürmüştür.

            Sosyal ekonomik ve kültürel yönlerden gelişmesi, devlet hizmetinin olumlu bir akışla vatandaşa yöneltilmesi isteği Adıyaman’ ın 1954 yılında il olma nedenlerini hazırlamış ve gerçekleştirmiştir.

            Bugün diğer illerimiz gibi Adıyaman da cumhuriyet idaresi mekanizmasının idari ve siyasi bir ünitesi olarak gelişim ve aşamalara bütün potansiyel ve kapasitesiyle yönelmiş bulunmaktadır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Adıyaman Sözlü Tarih

 YEDİYAMAN EFSANESİ  ( 1 )
          Çok eskilerde bu kentte oturan ve putlara tapan bir babayla yedi oğlu vardır. Bu yedi kardeş, putlara tapan babalarının dini inancını benimsemediklerinden, babalarının ava çıktığı bir gün putları kırarlar.
Baba, av dönüşü putların oğulları tarafından kırıldığını görünce onları birer birer öldürür,
Halk, yiğitlikleri ve mertlikleri nedeniyle, kahraman gözüyle baktığı bu kardeşlere, YEDİYAMAN adını takmıştır.
Sonra dan bütün bölgeye yayılan. YEDİYAMAN adı, zamanla değişerek Adıyaman şeklini alır.
Bugün şehrin güneyinde YEDIKARDEŞ diye bilinen ve yedi mezarın bulunduğu yer, halk arasında halen kutsal sayılmakta ve adaklar adanıp, mum yakılmaktadır.

HISN-İ-MANSUR KALE EFSANESİ  ( 1 )
Efsaneye göre, Adıyaman kalesinin orta yerinde mil üzerinde dönen bir köşk varmış. Su köşkte savaşı seyreden Arap kumandanının kızı, kaleyi kuşatan Türk kumandanını görür ve ona aşık olur. Kız Türk kumandanına haber göndererek kendisini almayı kabul ettiği takdirde kale anahtarını vereceğini söyler.
Bir gece gizlice Türklerin tarafına kaçan kızı, Türk kumandanı kabul eder ve kendisiyle görüşür. Bu sırada kız, elbiselerinin içinde bir şeyin kendisini rahatsız ettiğini söyler.
Elbiseleri çıkarıldığında kuru bir yaprağın vücudunu tahriş ettiği görülür. Bu duruma çok sinirlenen Türk Kumandanı "Baban seni kuru bir yapraktan dahi sakınır yetiştirdiği halde kendisine ihanet ettin. Kim bilir bize ne türlü ihanetler yaparsın", diyerek kızı öldürtür. Kale ve şehri yaptığı hücumlarla ele geçirir.

 



 

 

 

SAMSAT KALESİ EFSANESİ ( 1 )

             Kommagene ülkesinin baş kenti Samsat’ta oturan bir kral var. Kralın güzel kızına her ülkeden talipler gelir, hepsi de geniş topraklar, sonsuz paralar sunar kızın babasına. Kızıyla evlenmelerine izin versin diye . Kral içme suyu problemi bulunan şehre suyu kim önce getirirse kızı ona vereceğini söyler.
Yarışmacılar birbirleriyle çekişerek geceli gündüzlü düşünerek çalışırlar. Bir gün şehir halkı, yakınlarına kadar uzanan ve her gün ilerleyen dev su kanalları görür. Arkasından şehre hayat veren sular akmaya başlar. Arsameia’nın genç prensi bugüne kadar kalan su kanallarıyla şehre suları akıtır. Genç prensesle evlenerek çalışmalarının karşılığını SAMOSATA’dan alır.

           Romalılar devrinde SEPTİMUS SEVERUS zamanında yaptırılan ve 2 bin yıllık bir geçmişe sahip olan Kalıta çayı üzerindeki (Cendere köprüsününde halk arasında bir öyküsü vardır.
           Septimus Severus köprünün her ucunda iki adet olmak üzere dört sütun diktirir. Bu sütunlar kendisini, eşi JULİA DONNA, oğulları CARACALLA ve GETA’yı temsil eder. Ancak savaş sırasında Geta öldürülünce sütunlardan. Birini yıktırır. Böylece köprünün bir tarafında iki, diğer tarafında bir sütun kalır. Bu nedenle köprüde halen üç sütun bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

geovisit(); setstats1

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !